 |
| "Yeryüzü, gökyüzü, hele hele gökyüzü..." |
Ezelidir
ve ebedidir.
Öğren
ve de idrak et!
Kadim Kitap, Ezeli
Kitap, kâinatın kitabıdır. Aydınların, kâinata dair her şeyin, var olmanın
betimlenmesi, tanımlanmasıdır.
Kadim (eski) Kitaplar
ve Dinî Kitaplar, Ezeli Kitabın kaynağıdır.
Kâinat, maddelerle
birlikte enerji biçimlerini de içeren eylemlerin tümüdür. Bütün eylemler sonsuz
boyutta etken/edilgen olup girifttir, entegredir. Ezel ve Ebed - Varlık ve Yokluk, her biri diğerinin dönüşümüdür.
Dış dünyanın insan
zihnine yansıması olan düşünce ve doğru düşünce’nin saptanabilmesi, ilk
insanların en önemli gereksinim’i olmuştur.
Yeryüzü, gökyüzü,
hele hele gökyüzü... Doğal afetler, ay ve güneş ve de yıldızlar ve fırtınalar,
yıldırımlar, şimşekler...
Var olanlar hakkında
hiçbir şey bilmeden bağlamlarına erişebilmek için kâinatın kitabını okumak
gerekir. Erişebilmenin, idrak edebilmenin
yolu, mantık ve muhakemedir.
-
İnsanoğlu yaratamaz, ancak yaratılanlardan yararlanabilir, keşfedebilir, icat
edebilir...
-
İnsanoğlu, eylemlerin (zihinsel, söylemsel ve fiziksel) ne mekânından, ne
zamanından ne de etkisinin gücünden emin olamaz.
“ALLAH
OLGUSU” - DİN OLGUSU, düşünen
insanın kâinatı idrak edebilmesinin
ürünüdür.
“Var Eden”in; bilme’nin onuru ve
kudretiyle, kâinatı yaratarak, gözeterek, bekasını da sağlayarak, kendi
kurallarına göre yönetmeye hakkı olan bu olgunun adı Cenab-ı Hakk dır.
(Cenap:
Onurlu, kudretli.)
Bu
durumda “Var Eden”in hakkı varsa, “Var Edilen”in de, kâinatın da hakkı
vardır ve onun içindeki insanoğlunun da! Yaşam hakkı, özgürlük hakkı, konuşma
hakkı, vb. doğal haklar...
-
İnsanoğlunun bir aklı, bir yüreği, bir de “nefs”i
vardır.
-
İnsanoğlunun algılama yeteneği olan idrak,
her insan için aynı ölçüde değildir.
-
Cenab-ı Hakk, “ALLAH OLGUSU”nu en
üst seviyede idrak edebilen
insanları seçip onlara “ilham”
vermiştir.
Bu
nedenledir ki Cenab-ı Hakk, en
vasıflı canlı olan insanoğlunu (belirli bir ölçüde) yönetici seçmiştir.
“Kıssalar”, insanların kurtuluşu için
önerilen, Cenab-ı Hakk ile insanoğlunun
bağlantılı çözümlerinin dinî ve ahlâkî öğretiler bütünüdür. İnsan varlığına
dair kişisel ve sosyal eylemlerin çok önemli ve ıslah edici yönleri
vardır. İnsan dimağına nakşedilmiş olan sözlü anlatılarda dile getirilen “kıssa”lar, önceleri kil ve taş
tabletlere, metallere, kayalara çizgiler, işaretler, resimlemelerle kazınmış,
sonraları da papirüslere yazılmıştır. Bunlar, binlerce yıllık sözlü ve yazılı
kültürün dokümanı olan bilgesel, tarihsel şiirler, masallar, hikâyeler,
destanlar, efsaneler, mitler, yazılar, vb. metinlerdir.
“Kıssalar”, “Kıssa’dan Hisse” yöntemiyle yazılmıştır (soyut, imgesel).
Bunlar,
elenip seçilerek, arıtılarak kutsal metinlere altyapı sağlamıştır.
İnsanlığın
yazılı tarihi, bilindiği kadarıyla, beş bin yıllık bir dönemi sınırlar.
Kutsal
Kitaplar işte o yazılmamış dönemin de izlerini satır aralarında gizler. Kutsal Kitaplar
bu özellikleriyle kutsal metinlerin bir devamı niteliğine de sahip, çok katmanlı
metinlerdir ki birçok yoruma ve birçok açıdan okunmaya uygundur.
“KUTSALLIK”, insan varlığına ruh veren
olgudur. Kutsallık, insanoğlu için
inançla ve çağın gereklerine göre
saptanır. Yurt toprağı, kamu hakkı, namus, aile, alın teri, vb. kutsal’dır. Ancak bütün çağların gereklerinin
dışında, ezelden ebede kadar baki kalacak olan, Cenab-ı Hakk’ın kutsallığıdır. Mantık, doğru düşünce’yi yakalayabilme sanatıdır ve muhakemeyi tetikler, bu
da çözüm’ü ve sonuç’u tetikler.
Bugün
dünyanın birçok yerinde, ülkemizde ve de Ortadoğu’da kan durmuyor. Cenab-ı Hakk, sanırım yaşam tarzımız
için bize artık ilham vermiyor. Hidayete
erebilmek için Cenab-ı Hakk’a çok yakın
olmak gerekir! Ne kadar yakın? Şah damarımız kadar yakın!
Cenab-ı Hakk’ın ihsan ettiği akıl ve yürek, insanoğlunun “nefs”ine
yenik düşmüştür!