3 Aralık 2012 Pazartesi

PİŞ(ME)MİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELENLER!

Tavuğun sırt etlerinden çıkardığım kesecikler
Amansız iki büyük hastalıkla (yaş 73) boğuşurken iştah sıfır oldu. Son zamanlarda rastladığım yeni besin ürünlerinin bazılarından ikrah ediyordum. Bir gün, bütçemize göre pahalı olan bir tavuğu ilk defa satın alıyorken tedirgin oldum ama evde bir daha baktım, ambalajın içinde pırıl pırıl duruyordu. İçimden dedim ki, "musluğun altından geçir, ocağa at!" Canım, olur mu? Olmaz tabii. Tütsüleyip içine baktım ve nutkum tutuldu. İçinde olağandışı kesecikler vardı. Çıkarıp fotoğrafını çektim ve derin dondurucuya koydum. Üretici firma ile birçok kez e-posta ve telefon aracılığıyla haberleştik. Veterinerleri, yolladığımız fotoğrafı yetersiz buldular, kesecikleri evimden alıp incelemek üzere başka bir şehre götürdüler. Haftalar geçti, netice yok. Sonra telefon ve e-posta trafiği yeniden başladı. Önce Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, sonra Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın ilgili departmanları, sonra Gıda Mühendisleri Odası... Gene netice yok, muhatap bulamadık.
Düşünüyordum ki, toplum için derken, bu yaptığım sakın işgüzarlık olmasın? Ama birden aklıma geldi, bu aralar gündemde bir konu var: Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman! Yazılanlara göre, neme lâzımcılık yapmayın, bu bir imparatorluğu izmihlâle (bozularak yok olma) götürür. Bu nedenle, benim kanaatim şudur ki, bu söz dünyalara değer ve muhteşemdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder