19 Kasım 2011 Cumartesi

Kapı gibi Tapun var ne istersen yaparsın (?)

.


Yapamazsınız; o, eskidendi...(!)
İnsanların sahip olmak istedikleri en eski taşınmaz (gayrimenkul) topraktır, arazidir, arsadır. Tapu ise bir taşınmazın üstündeki sahiplik (mülkiyet) hakkını gösteren (en) resmî belgelerden biridir.

Medenî Kanunumuz, tapulu (sahipli) bir arsanın yer altı, yer üstünde yapılan ya da dikilen şeylerine de malik olacağını, hatta tek katlı bir bina yapılmasını da kabul eder.

Hızlı şehirleşme, hızlı ev ihtiyacını bu da yeni bir bina türü olan çok katlı, kâgir apartmanların, onların gereği olarak da yeni bir 'mülkiyet türü'nü getirdi. Bu nedenle de;

. Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanunumuzun yeterli olmadığı görüşüyle, 1965 yılında yürürlüğe kondu.

. Yeni bir bina türünün çok katlı, kâgir apartmanların, inşa edilmesi için gerekli olan proje hizmetlerinin sağlanması çok önem kazandı,

. Yeni bir bina türü, yeni bir mülkiyet türü gereğiyle de yeni bir Tapu Senedi düzenlendi.

Ama olmadı! Halkımızın bir kısmı Kat Mülkiyeti Kanunu'nu ve de tasdikli projeleri benimsemedi; Atatürk'ün izinden giderek(!) ("Bu önemli iştir. Kanun böyle emrediyorsa, yaptığı işin güven duygusuna muhtaç her vatandaş gibi ben de tapu dairesine gidebilirim." Mustafa Kemal ATATÜRK,
11 Mayıs 1938) en güvenli belge olarak -içeriğini anlamasa da- 'TAPU SENEDİ'ni seçti!.

. Açık balkonları kapatarak bina cephesine tel gerdirip çamaşır astılar,

.'Bağımsız Bölüm' içindeki değişiklikleri, mimariyi, statiği, tesisatı -ki bunlar zincirdir- hallaç pamuğu gibi attılar,

.'Ortak Yerler' demeden teras çatılarda yün yıkayıp dövdüler, 'MUTLAK Ortak Yerler'den biri olan 'Sığınak'ı, 'Kalorifer Dairesi' veya eski eşya deposu yaptılar...

Neticede apartmanda geçimsizlik, mahkemelerde de yüzlerce dava var!

Bütün bunların nedeni, Kat Mülkiyeti Kanunu oluşturulurken; ...Medeni Kanunumuzun bazı maddelerini değiştirmek suretiyle, kat mülkiyetinin müşterek maliklerden her birine tahsis olunan 'ortak pay' şeklinde düzenlenmemiş olup, 'Tapu Sicili'ni değiştirerek tamamen 'bağımsız mülkiyet görüşü'nün benimsenmesidir.

Bu nedenledir ki, Tasdikli Projeler, TAPU SENEDİ nin ekleri olmalıdır.

.

5 Kasım 2011 Cumartesi

Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) / ...Hak her yerde ve her zamanda Hak...

Bir insanın Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre gayrimenkul sahibi olabilmesi için "Türkiye Cumhuriyeti Kat Mülkiyeti Tapu Senedi"nin üzerine "Tasdikli Proje" yazılması şarttır; çünkü Tasdikli Proje, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun görselliğidir.
Sığınak ve Kalorifer Dairelerinin, Yönetmeliklere göre projelendirilerek tasdikli planlarla inşa edilmesi gerekir; çünkü onlar "Ortak Yerler"in "MUTLAK ortak yerler"idir. Değiştirilemez ve yok edilemez.

Kalorifer dairesinin hasarlı tavanı
  
Kalorifer dairesinin hasarlı tavanı

Kalorifer dairesinin hasarlı tavanı

Okulun ilk yazında evime gitmemiştim. Mimar Perran Doğancı beni yetiştirmek üzere Cağaloğlu'ndaki bürosuna kabul etmiş, ailesi de beni bağrına basarak sofralarına konuk etmişti.
Cağaloğlu Kız Yurdu'nda, yaz tatili nedeniyle evine giden öğrencilerin boş odalarında kalıyordum. Mutluydum çok mutluydum, çevredeki eski eserleri geziyordum.

Cağaloğlu'nda harap olmuş cami külliyeleri içinde "evsiz" insanlar vardı. Yaşlı bir kadınla söyleşiyorduk, "Oğlum Almanya'ya çalışmaya gitmişti, para gönderemeyince ev sahibi beni evden çıkardı,bir yerlere de sığınamadım, burada oğlumun eşyalarını bekliyorum" demişti. Yeis içinde kalmıştım, büroda arazi maketi yaparken maket bıçağıyla elimi kesiyordum. Bir kitap yazacaktım, adı da "Binbir Gece Kondu Masalları" olacaktı. İroniye bakar mısınız!

Gecekondu bir kavramdır, soyuttur, bağımsız bir mülkiyet hakkı, bir insan hakkıdır, ancak; başka bir mülkiyet hakkına tecavüz edemeyeceği gibi, yol, su, elektrik, kanalizasyon ve benzeri altyapı gereksinimlerini içeren devlet arazilerinde de konuşlanamaz. Bu nedenledir ki; yaşanan bir mekânın, barınma amacıyla, insan emeği, insan gücüyle sınırlandırılarak kapatılması ve örtülmesidir. Devletin gözetimi dışında (ruhsatsız), kısa sürede ve kullanılmış artık malzemelerle, derme çatma örtülerle çoğu kez geceleri yapılır... GECEKONDULAR!

Hızlı şehirleşme ve bunun bir sonucu olarak artan konut ve iş yeri gereksinimleri, insanları toplu yapılara yöneltmiştir. Toplu yapı alanlarının eşleşmesiyle birlikte toplu insan sınıflandırılması neticesindeki konforlu veya lüks semtlerin çevresinde gecekondular öylesine patladı ki, "gecekondu kralları" türedi ve böyle de kalmayarak; gecekondular vasıflarını kaybedip kaçak yapılara, "gecekondu kralları" da "kaçak inşaat kralları"na dönüştü.

Devletimizin kanun yapıcıları bu duruma kayıtsız kalmayarak, hızlı şehirleşmenin olumsuz ürünlerini önlemek amacıyla, mevcut kanunlarımıza ilâveten 1965 tarihli 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nu yapmış, akabinde de 2007 tarihli 5711 sayılı kanun değişikliğini yapmıştır.

Ancak yurttaşlarımızın bir kısmı, cehaleti ve nemelâzımcılığı benimseyerek kayıtsız kalmış, menfaatleri gereğince de kendileri "kanun yapımcılığı"na soyunarak kanunsuzluğu seçmiştir.

Kat irtifaklı veya "Kat Mülkiyeti Tapu Senetli" konutların, kaliteli inşaat ve sosyal tesislerin sunduğu teknik olanakları yanında, hukuksal altyapısını teşkil eden çok özel bir düzenleme gereği olan "Yönetim Plânı", Kat Mülkiyeti Kanunu'nun kaymağıdır.

Bu nedenledir ki; gerek uygulanma süresi gerekse de fonksiyonu itibariyle bu kadar önemli bir belge olan "Yönetim Plânı"nın, kırtasiyeden satın alınan standart basılı evrakın maddeleri işlenmemiş ve bağımsız kat maliklerinin tümünün imzalamadığı hâliyle tapuya tescil ettirilmesi işlemi, boş bir kâğıttan ibarettir.

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun gereklilikleri yerine getirilmemiş, özellikle toplu yapıların yöneticileri ve oturanları, İmar Kanunu'na tabi olan Yönetmeliklere de uymamış, hatalı Yapı Kullanma İzni ile yetinmişlerdir.

Buyrun size kaçak (ruhsatsız) olarak inşa edilmiş bir kalorifer dairesinin (teshin merkezinin) hasarlı tavanının 'resmî'dir!

 ***

"Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir, fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı."


***

Cehalet;

"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir."
Mustafa Kemal Atatürk